Benim için filmin en vurucu kısımları, kilo vermeye çalışan
çocukların hikayeleriydi. Bu çocuklar, kilolu olduklarının farkındalar,
kendilerini bunun için suçlu hissediyorlar, toplum tarafından, hiç hareket
etmeyen, kendisi için doğru seçimleri yapamayan tembeller olarak damgalanmış
durumdalar, hatta alay konusu oluyorlar. Gerçekten kilo vermek istiyorlar,
sadece görüntüleri değil aynı zamanda sağlıkları için. Ama hem kendileri hem de
aileleri bu konuda o kadar fikirsizler ki!
Zayıflamanın tek ve basit bir formülü olduğunu savunanlar var, sadece günlük kalori hesabı yaparak fast food yiyerek dahi kilo verebilenler
de, farklı besinlerden gelen kalorinin vücutta aynı etkiyi yaratmadığını
savunanlar da, bazı gıdaları tamamen düşman ilan edenler de, her besin
grubundan dengeli bir şekilde yenmesi gerektiğini önerenler de. Ben bu konuda
bilirkişi değilim. Ama benzer şekilde beslenen insanların vücutlarının tamamen zıt
tepkiler verdiğine rastladım. Ya da tam tersi, farklı yöntemler uygulayarak aynı hızda zayıflayan insanlara şahit oldum.
Başarılı diyetin, öncelikle gerçekçi ve sürdürülebilir
olması, ama en önemlisi kişinin özelliklerine, aile hikayesine, sağlık
koşullarına, alışkanlıklarına hatta psikolojisine özel hazırlanması gerektiğine
inanıyorum. Ayrıca zayıf olmanın (ya da dışarıdan zayıf görünmenin) sağlıklı
olmak anlamına gelmediği gibi; zayıflamanın sadece birkaç aylık diyet süresi
ile değil, daha uzun vadeli değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Benim
hedefim geçici bir süre için çaba sarfederek tartı üzerindeki bir sayıya inmek
değil, ömür boyu sağlıklı ve dengeli yaşamak.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder